WhatsApp 0533 558 18 99 info@festivalturu.com
Bocuk Gecesi

Edirne’nin Keşan ilçesine bağlı Çamlıca köyünde, 2004 yılından bu yana kutlanmaktadır. Bocuk Gecesi Şöleni her yıl Ocak ayı içerisinde kutlanmakta ve her geçen yıl etkinliğe katılanların sayısı artmaktadır.

BOCUK GECESİ

Edirne’nin Keşan ilçesine bağlı Çamlıca köyünde, 2004 yılından bu yana kutlanmaktadır. Bocuk Gecesi Şöleni her yıl Ocak ayı içerisinde kutlanmakta ve her geçen yıl etkinliğe katılanların sayısı artmaktadır.

Bocuk’un Çamlıca halk kültürünün coğrafî konumu ve tarihi bağlarıyla özel bir ilişkisi vardır. Çamlıca halk kültürü Orta Asya, Anadolu, İslâmiyet ve ortak Balkan kültürüyle beslenmiş, günümüze gelmiştir. Türkiye ve Balkan ülkeleri, tarihi evrimleri ve çağlar boyu süren ilişkileri sebebiyle ortak bir Balkan kültürü oluşmuştur. Türk halk kültürü, göçlerle balkanlara taşınmış, oradaki halk kültürleriyle tanışıp içice yaşamıştır. Geriye dönüşte ortak Balkan kültürü, yeni yerleşim merkezlerine taşınmıştır. Buna bağlı olarak “Bocuk” ritüel kalıntılarıyla örülmüştür. Ritüeller tabiatın bilinmeyen yönlerini simgeler. Her ritüel bir sembolden oluşur ve “Bocuk” burada hem ritüelin kendisi hem de sembolü olarak ortaya çıkmaktadır. Yaşanılan dünyayla başka boyutta olduğuna inanılan bir dünyanın ilişkisine dayanır. Önceleri, hayatının düzenli olması, kötülüklerden korunma ve verimi sağlamak için bilinçli olarak bu törenlere katılım sağlanırken günümüzde eğlence ön plana çıkmış olmakla birlikte bu âdetteki inanmaların, ritüellerin günümüzde de sürmesi tam anlamıyla işlevini yitirmediğini göstermektedir.

Bu âdette şenlik, büyü, tılsım, bolluk, bereket iç içedir. Tehlikeli, anlaşılmaz, ürkütücü, tabiat karşısında güçsüz yaratık insan, büyü ve tılsımdan büyük destek görüyordu. Taklit, eylem ve toplu katılma doğaya karşı büyüyle korunmadır. Bocuk kültürünün özünde tabiatla barışık olma dileği yatmaktadır. Bocuk gecesi âdeti ortak Balkan kültürüyle beslenmiş şenliklerdir. Balkanlarda Hıristiyanların noel, paskalya adıyla yaptıkları bayramlar eskiden kışın ölüp, ilkbaharda dirilen tabiat için yapılan bir bayramdı. Hıristiyanlık inancıyla bu gelenekler bugün, İsa’nın dirildiği gün şeklinde dinî bir bayram karakterine girmiştir. Bir zamanlar işlevsel niteliği olan bu inanış ve adetler tabiatın çözülmesi oranında ilk çıkış özelliğini yitirerek güncelleşmeye, kabuk değiştirmeye başlamıştır. Orta Asya Türk kültüründe totemizm ve şamanizme bağlı, temsili karakter taşıyan şölen gibi ve sistemli ziyafetler “Bocuk” kutlamalarında da karşımıza çıkmaktadır. Tabiattaki değişiklikler her kültür için olduğu gibi Balkan kültürü için de bir dönüm noktasıdır. İnsanlar bu günlerde âyinler törenler ve eğlenceler yapmışlar. Balkanlarda Bocuk gecesini yapan Türkler, göçmen olarak Çamlıca’ya (Grabuna’ya) geldiklerinde bu âdetlerini sürdürmüşlerdir.

Bocuk için tarihler, ocak ayı ortalarında birleşmektedir. Bocuk gecesinde “Bocuk” diye adlandırılan bir varlığın beyazlar içinde insan görünümünde gezdiğine inanılır. Bocuk gecesi kışın en sert gecenin simgesidir. Bu gece suya tahta atılır ve tahta sabah suyun üzerinde donmuş olarak bulunursa o evdeki kişilerin o yıl boyunca sağlıklı, sıhhatli, dayanıklı ve güçlü olacağına inanılır. Bu âdetlerin yapılış nedenlerini yapılan araştırmalar neticesinde şöyle sıralayabiliriz; Evin bereketinin bol olması, kötülüklere karşı birlikte olup tılsımsal bir güç oluşturarak korunma, kışın en sert gecesini birlikte geçirme, dirilecek olan tabiatla yeni yılda dayanıklılık, sağlık ve sıhhatliliklerini dileyip bunu ölçme. Bocuk gecesi, her evde kabak pişirilir ve o evdeki herkes mutlaka bir lokma dahi olsa yer, aksi takdirde, o gece Bocuğun gelip kabak yemeyenlerin sırtına bineceğine inanılır. İnanışa göre bocuk, kabak pişen ve yenilen eve gelip, kötülük yapmaz. Kabağın yanı sıra mutlaka ince akıtma yapılır. Bocuk gecesine aile halkı, komşular ve akrabalar katılır. Gecede kabak tatlısı, ince akıtma, kar suyunda haşlanmış mısır, armut, ayva, çekirdek, badem, kuzinede fırınlanmış yer fıtığı, ceviz vb. gibi yiyecekler yenir. Bocuk gecesi eğlenceleri, geleneksel toplantılar gibi yapılır. Masallar anlatılır, bilmeceler sorulur, maniler, türküler söylenir, kılık değiştirilerek seyirlik oyunlar oynanır. Oyun çıkarmak âdettir. Darbuka veya tef eşliğinde halk oyunları oynanır.

Gece eğlenceli bir şekilde, geç saatlere kadar sürer. Akrabalar ve komşularla bir arada yapılan tüm bu ziyafetler ve oyunlarla gecenin stresi birlik ve beraberliğin verdiği güçle eğlenceli bir şekilde geçirilmiş olur. Misafir olarak geceye katılanlar evlerine dönerken, misafir oldukları evden çıkışlarında “Bakalım şimdi eve nasıl gideceğiz, sırtımıza Bocuk binecek” diyerek kapıdan ayrılmaları da adettendir. İnanış gereği gece geç vakitlerde evden çıkılmaz, aksi takdirde bocuk biner. Bocuk gecesinde yapılan ritüel nitelikli çeşitli inanmalar ve âdetler vardır; gece yarısına doğru çeşitli kıyafetlere girilerek komşular korkutulur. En çok yapılan korkuluk tiplemesi de Bocuğu andırmasından dolayı ölü tiplemesi olup, beyaz çarşaflara bürünülüp yüze nişasta sürülür, kartondan sivri dişler yapılarak ağzın içine yerleştirilerek komşular korkutulur.

Ayrıca çeşitli korkunç kıyafetlere bürünen kişiler sokaklarda gezerler, genellikle grup olarak yapılan bir çalışmayla korkutmak için seçilen evler gezilip tek tek korkutulur. Bazen teneke de çalarak ses unsurları kullanılır. Yaşlılar Bocuk gecesini bir yılın geleceği olarak değerlendirirler.

Bocuk gecesinde “Bocuk” inancı zayıflamıştır. Kaynak kişiler Bocuk gecesi inanmalarını günümüzde “kocakarı meselesi” olarak nitelemektedirler. Ama yine da önlemler alınır, mutlaka kabak pişirilir, ince akıtma yapılır. Sebebi sorulduğunda “âdettir” denilmektedir. Gençler çarşaflara bürünerek komşularını Bocuk geliyor diye korkuturlar. Yapılan çalışmalar neticesinde bu kültürel değere sahip çıkılması ve gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla Bocuk Gecesi kutlamaları daha geniş kapsamlı ve geleneksel olarak ve eski bocuk gecelerindeki unsurlar kullanılarak şölen boyutunda yapılmaktadır.

BOCUK NEDİR? Ve BOCUK GECESİNDE ÖNE ÇIKAN ÖNEMLİ UNSURLAR
Bocuk Gecesi, insanların tabiatla içi içe yaşayışlarından doğan bir inanış olup, Bocuk Gecesinde, “BOCUK” diye adlandırılan bir varlığın beyazlar içinde insansı bir görünümde gezdiğine inanılır. Ancak bu beyazlı insan görünümlü yaratık hiç de masum olmayıp en az bir “karabasan” kadar etkili bir ağırlık olarak sırtına çöktüğüne inanılır ve karabasan gibi uyurken değil, uyanıkken, en diri halinde gelip arkana binip sırtına çıkar… Sırtına çıkacağı kişiyi de o gece kabak yememişlerin arasından seçer, kurbanların niteliğine bakıldıklarında genellikle erkeklerin olduğu dikkat çeker.

Gece ile ilgili öne çıkan ön önemli unsurları şu şekilde sıralayabiliriz:
Kabak tatlısı pişirilmesi ve mutlaka yenilmesi,
Beyaz çarşaflardan kıyafetler oluşturarak mahalleliyi konu komşuyu korkutmak,
Yüzün mutlaka beyaza boyanması (korkutmak için; ölü yüzü)
Eş dost, mahallelinin, gece geç saatlere kadar birlikte oturup ziyafet çekerek eğlenmesi

Gece ile ilgili inanışlardan birisi de; bu gecenin “kışın en sert gecenin simgesi” oluşudur. Gece atlatıldıktan sonra tabiatın yavaş yavaş sökülüp baharın geleceğinin müjdecisi ilk gün, şafak söktüğü gündür ve en karanlık andır şafak sökene dek! Kış gün dönümünün en son gecesidir, inanışa göre ve aslında Türklerin Orta Asya’dan göçüp de Karadeniz’in kuzeyinden geçerek Balkanlar’a inişi süresince içinden geçtiği kültür ve uygarlıklarla etkileşime girerek günümüze dek oluşa gelmiş bir ortak kültür unsurları barındıran, tabiatla iç içe yaşanmışlığın ürünü olan bir gecedir. Kış boyunca kısalmış gündüzlerin en uzun gecelere karşı verdiği son savaşın olduğu gecedir, en uzun kış gecesinin son gecesi olarak, kötü ruhların da korku saçtığına inanıldığı gecedir Bocuk Gecesi, ve şafak sökmesiyle birlikte kötü ruhlara karşı kazanılan bir zafer beklemektedir ertesi sabah ve hediyesi de ilkbahar için tabiatın uyanışı olacaktır…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAKINLARDAKİ DİĞER TURLAR

BLOG YAZILARI

© 2020 Festival Turları, Dünya Festival Gezileri. Tüm hakları saklıdır